HATAY - ŞEHİR MERKEZİ

HATAY – ŞEHİR MERKEZİ

Hatay yolculuğumun hikayesine uçaktan indiğimiz  Hatay Havaalanından bahsederek başlayacağım.

Hatay Havaalanı Amik Ovası’nın ortasına kurulmuş.

Aslında burada 30 seneden kısa bir süre önce 500.000 göçmen kuşa ev sahipliği yapan Amik Gölü varmış.

Çevrede yaşayan ağalar Amik Gölü’nü parsel parsel paylaşmışlar ve zamanın hükümeti havaalanı yapacağız bahanesiyle kurutmuş Amik Gölü’nü.

Bu tecrübeyi yaşamış kişilerin anlattıklarına göre, Amik Gölü’ne yılın belli dönemleri o kadar çok göçmen kuş gelirmiş ki Hatay’da gökyüzü gözükmezmiş.

Gölün kurutulması sebebiyle bazı kuş türlerinin sonu geldiği söylenmekte.

 

Zamanında gerçek kuşların indiği Amik Gölü’ne şimdi demir kuşlar iner olmuş.

 

Bu yazımda Hatay’daki yerel restoranlardan –sevinerek- bahsedemeyeceğim.

Çünkü bizleri misafir eden yengelerimiz Selver ve Seher bizi o kadar güzel ağırladılar ki 3 gün boyunca Hatay Mutfağı’ndan denemediğimiz bir şey kalmadı diyebilirim.

Anneleri elvermiş bu hanımları tanımak mükemmel bir ayrıcalık.

 

Hatay’da gezilecek çok yer var.

 

Zaman kaybetmemek için merkezde kolay uğranabilecek noktaları gezmeye karar verdik.

 

Atatürk Parkı içinden geçip, dünyada güneyden kuzeye akan tek nehir olan Asi Nehri kıyısından ilerledik.

 

Sol tarafımızda eski Hatay Arkeoloji Müzesi’ni gördük. İçerisindeki birçok eser yeni müzeye taşınmış. Yeni müzeyi ziyaret edenler eski müzeye olan özlemlerini anlatmadan edemiyorlar.

 

Biraz ilerleyince Türkiye Cumhuriyeti tarihinde devlet olma özelliğini kazanmış tek il Hatay’ın meclis binası var.

1 seneden kısa bir süre hayatına devam eden Hatay Cumhuriyeti’nin tek Cumhurbaşkanı Tayfur SÖKMEN’dir.

Atatürk Hatay meselesini kişisel bir mesele haline getirmiş fakat  Hatay Cumhuriyeti’nin 1939 yılında Türkiye’ye katılmasını göremeden vefat etmiştir.

Ata’nın çabaları sonucu anavatana katılan Hatay Cumhuriyeti’nin eski meclis binasını görmek insanı mutlu ediyor.

 

Eski Meclis Binası’nın karşısı ise künefe salonlarını bulabileceğiniz bir cennet.  Künefecilerin arasından geçerken belli bir süre akıl burada kaldı.

 

Eski Hatay evleri arasından yer alan tarihi Uzun Çarşı’nın içinden yürüyerek Kurtuluş Caddesi’ne çıktık.

 

Gaziantep’teki Bakırcılar Çarşısı’nın benzeridir diye tahmin ettiğim Uzun Çarşı’da beklediğim otantizmi yakalayamadım.

 

Kurtuluş Caddesi dünyanın elektrikle aydınlatılan ilk caddesiymiş. Yakında o dönemin benzeri bir aydınlatmanın yapılması gibi bir proje var.

 

Caddede ilk olarak Roma dönemi pagan tapınağı üzerine inşaa edilen ve Türkiye sınırları içindeki ilk camii olan Habib-i Neccar Camii’ni ziyaret ediyoruz. Habib-i Neccar’ın adı   Yasin Suresi‘nin 13-32. ayetlerinde de yer almaktadır.

Habibi Neccar’ın Türbesinin yanında Hristiyanlığın yayılmasında büyük etkisi bulunan Yuhanna ve  Pavlos’un Türbeleri var.

Bu sebeple bu camii hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar için önemli bir yere sahip.

 

Hatay’ı Hatay yapan hoşgörüyü her yerde hissediyorsunuz.

 

Antakya Aromatik Bitkiler Müzesi’nin bulunduğu arayı geçince, Hatay’ı dinlerin buluşma noktası olarak gösteren Sermaye Cami, Türk Katolik Kilisesi ve Antakya Musevi Havrası’nın bulunduğu alana geliyorsunuz.

Yazılı bütün dinler bir arada.

 

Kurtuluş Caddesi’ndeki son durak Affan Kahvesi.

Burada Haytalı yedik. Bici Bici değil!

Haytalı çok mu güzel? Bence muhallebiye benzer kısmından uzak durunca baya güzel.

 

Birazda eğlenelim.

 

Kuzenlerimiz Derin ve Aslı bizi Gazipaşa Caddesi’ndeki Zeytin Dalı Cafe’ye davet ettiler.

Zeytin Dalı Cafe sokaktaki alternatifleri gibi eski Hatay evlerini restore ederek günümüzde de hizmet vermelerini sağlıyor.

 

Hatay’daki ilk gecem Gazipaşa Caddesi’nde sonlanırken, 2. gün gezilerim Hatay – Zafer Turu yazısı ile devam ediyor.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir