DARIDERE ŞELALESİ – KAZDAĞLARI (BALIKESİR)

Darıdere Şelalesi bana lise yıllarımda gittiğim Şahin Deresi Kanyonu’nda yaşadığım güzellikleri yıllar sonra tekrar yaşattı.

Kaldığımız 2 gün 1 gece boyunca tek bir insan bu şelaleyi ziyaret etmedi.

 

Darıdere Şelalesi’ne gitmek için İzmir – Çanakkale yolunun Edremit – Küçükkuyu arası 32. km.’sinde Narlı Köyü istikametine giden asfalt yolu kullanılıp, 3.5 km. sonra sol tarafta bulunan 13 km.lik orman yolunu takip ettiğinizde sizi Darıdere’ye ulaştıracaktır.

Geçmişte Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Darıdere Tabiat Parkı şimdi Kazdağları Zayıflama Kampı adıyla özelleştirilmiş ve kapısına zincir vurulmuş.

Giriş – çıkış yok!

Vatandaşın yararlanması gereken bu doğal güzelliğin neden özelleştirildiği ise tam bir muamma.

 

Kazdağları Zayıflama Kampı’nın hemen karşısında Ekofest 2017’e ev sahipliği yapan Kazdağı Doğal Kaynak Suyu dolum tesisinin bahçesi bulunmakta.

Burada çadır kurulabiliyor.

 

Bu alan bize ihtiyacımız olan yalnızlığı veremediği için kanyonun içinden en az 1 saat yürüdük.

Darıdere Şelalesi’ni ilk gördüğüm an, taşıdığım yükleri unutup bir anda hızlanmaya başladım.

Hedefe ulaştık!

 

Bugünkü evimizi size göstermek isterim.

 

İlk iş olarak etrafı keşfettik ve çadırın yerini belirledik.

 

Şelalenin döküldüğü yerde bir dev kazanı oluşmuş. Gün aydınken rahat rahat yüzdüğümüz bu kazan, hava karardıkça bizi ürkütmeye başladı. Gece yatmak için mecburen bu kazanın yanından geçerek karşı kayaya atlamamız gerekecek.

 

Çok yorulmamız ve saatin erken olduğunu düşünerek biraz uyumaya karar verdik.

Kamp esnasındaki en güzel anımı dev kazanında yaşadım.

Dev kazanına kollarımı dayamış suyun içinde şelaleyi izlerken bir anda şelalede gökkuşağı oluştu. Hiç beklemediğim anda doğadan gelen bir güzellik. Darıdere’nin Kerem’e sürprizi: Gökkuşağı!

 

Gökkuşağı bittikten sonra dev kazanının devamındaki havuzda takılmak daha çok hoşumuza gitti. Doğa o kadar zengin ve bakir ki merak edilecek çok fazla şey var.

Keyfim yerinde!

 

Düşünsenize bir şelale, inanılmaz sıklıkta bir orman ve gökyüzü.

 

Bin pınarlı İda’da hava kararmaya başlıyor!

 

Benimle beraber kampa gelen kardeşim Eren ve adaşım Küçük Kerem havanın ilk karardığı anlarda biraz tedirgin oldular. Ama çabuk alıştılar karanlığa, seslere…

Alışmalarından ziyade bu tedirginliklerini korumalarını istediğimden, arada bir gece karanlığında bir şey varmış gibi davranarak onları “vahşi doğadayım” fikri içinde tutmaya çalıştım.

Unutulmamalıdır ki gerçek kampçılar gece ormanda yalnız kalabilenlerdir!

 

Gece boyunca sohbet edip, sessiz kaldığımız zamanlarda da kendimizi bol bol ateşe bağladık.

 

Yatmaya karar verdiğimizde yeni güne geçeli baya olmuştu. Yatmadan önce belki ilginç bir şeyler yakalarız diye aksiyon kameramı şelale ve aynı zamanda bizim çadırlarımızı görecek şekilde kayda aldım.

Çadırlar elverdiğince toplu bir şekilde yatma fikri her zaman mantıklı geldiğinden bir çadırda üç kişi yatmaya karar verdik.

Yattığımızda muhabbet etrafta olabilecek hayvanlar üzerinden dönüyordu. Orman Genel Müdürlüğü’ne göre Darıdere Şelalesi civarında denk gelinebilecek hayvanlar:   Ayı, karaca, çakal, tilki, kaya sansarı, sincap, kirpi, yaban domuzu, porsuk, fare, yarasa türleri, ağaçkakan, atmaca, şahin, doğan ve çeşitli ötücü kuş türleri

Bizim gördüklerimiz ise: Yengeç, su piresi, tatlı su vatozu, mavi helikopter böceği, kertenkele

Anlaşılabileceği gibi bizim gördüğümüz hayvanlar ihtimaller arasında gösterilenlerin yanında leblebi kalır. İhtimaller gerçekleşirse de en fazla mücadele başlar.

 

Dünyada oksijen yoğunluğu en fazla olan bölgelerinden kabul edilen Kazdağları’nda kesintisiz bir uyku çektik.

 

2.günümüze uyandığımızda vücudumuzda herhangi bir ağrı veya yorgunluk yok. Şişme yatak sayesinde iyi uyumuşuz.

 

Yapacağımız kahvaltıdaki peynir, domates, salatalık hep bu yörelerden doğal ürünler. Birde bu doğal güzelliği üzerine ekleyince tadı daha da güzel geldi yediklerimizin.

 

Kahvaltıdan sonra genç enerjisi işe yaradı ve beni şelalenin üzerine çıkmak konusunda ikna ettiler.

Şelalenin üst kısmınında kendine has bir güzelliği var ve insanın rahatça uzanabileceği onlarca küçük havuzu.  Burada tam akvaryumluk tatlı su vatozları vardı ve hafiften yakalamaya çalıştığımızda fark ettik ki hayvancıklar bildiğiniz ellerimize atlamaya çalışıyorlardı.

“Al beni yar götür” der gibi.

Doğaya sıfır müdahale anlayışımdan dolayı tabii ki akvaryumumuz için bu balıklardan birini yanımıza almadık.

 

DARIDERE KAMPI – DÖNÜŞ YOLU

Saati 14:00 yaptıktan sonra dönüşe başlamaya karar verdik.

Keyfini çıkara çıkara traventerlerin üzerinden yürüyerek geri döndük ve ağırlık yaptığı için şelaleye giderken bıraktığımız karpuzu yediğimiz birde durağımız oldu.

Traventerlerin sadece Pamukkale’de olduğunu düşünen ben, dönüş yolunda traventerlerle bol bol haşır neşir oldu.

İlginç taş oluşumlarını görmeyi severim.

 

Çektiğimiz videoları izlerken Küçük Kerem’in bir yengeci eline aldığı sahne çok hoşuma gitti. Özellikle yer vermek istedim.

Saat 17:00 gibi kanyondan çıkıp arabamıza ulaştık.

 

Darıdere Şelalesi’ni günübirlik ziyaretlerden ziyade kamp kuracağınız aktiviteler için öneriyorum.

Günübirlik geziler için çok yorucu olabilir. Ayrıca ulaşmanın zorluğundan, dönüşü de hesapladığınızda burada geçireceğiniz zaman çok kısalabilir.

Kamp için ise on üzerinden on veriyorum. Doğa zaten tarifsiz güzel buna ilaveten suyun bolluğu ve özellikle güneşten korunabiliyor olmanız burayı çok özel kılıyor.

 

Yazımın sonunda özellikle belirtmek isterim ki, börtü böcekten korktuğu için kamp yapmayan yada korkusundan dolayı kampa gelmeyen arkadaşlarınızı buraya davet edebilirsiniz çünkü burada geçirdiğimiz 1 gece 2 günde bu konuyla alakalı tek bir rahatsızlık yaşamadık.

Seneye Darıdere Şelalesi’ne şimdiki mutluluğumu tekrar yaşayacağımı bilerek bir daha geleceğim. Aklıma yıldızladığım yerler arasındaki yerini aldı.

One comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir