ÖNE ÇIKAN GÖRSEL - ALAÇATI

ALAÇATI

Alaçatı sokakları benim için ikiye ayrılıyor Kemal Paşa Caddesi ve Hacı Memiş.

 

Kaldığım Sardunya Oteli’nin Kemal Paşa Caddesi’nin başlangıcında olması sebebiyle ilk olarak orayı gezdik. Sokağın sonuna geldiğimizde 3 geceyi burada nasıl geçireceğim diye kederlendim.

 

Böyle hissedince zaten notlarım arasında yer alan Hacı Memiş’e gitmeye karar verdik ve yüzüm gülmeye başladı.

Neden mi?

Mekanlar konsept ve kendine özgü.

Birde sokaklarında yürürken İstanbul’da sık gittiğim mekan Zeplin’i görünce Hacı Memiş çok ağır bastı.

Zeplin’de yer olmadığı için karşısındaki 4 House Coctail’e oturduk.

Hoş bir yer ve çok merkezi olduğundan bazen insan seline şahit oluyorsunuz.

 

Hacı Memiş’te uzun zaman geçirdikten sonra tekrar Kemal Paşa Caddesi’nde turladık. Bu sokağa eşim her ne kadar incik boncuk almaya gelse de benim tek hedefim iyi bir midyeciye denk gelmekti ki ev yapımı midyeler yapan SEVİL ABLA ile tanıştık.

Bu güzel midyeleri de yiyince Alaçatı’ya karşı beğeni artmaya başladı.

 

Alaçatı’daki 2. günümüzde denize girmek için Fly-Inn Beach Club’a gittik.

Genel olarak beach club’lara karşı önyargılıyımdır ama mekândaki düzen, çalışanların ilgisi, kokteyller ve özellikle çalan müzikler beni çok eğlendirdi.

Dj o kadar güzel parçalar çaldı ki her şarkının adını öğrenmek istedim.

 

Alaçatı’ya gelmişken Çeşme’ye de gittik tabii ki.

Ama Çeşme’yi bloğumun sloganını “50’li yaşlarında bir İK’cının düşünceleri” olarak değiştirdiğimde yazacağım.

Üniversite yıllarımda sık geldiğim Çeşme’yi bu kadar durağan göreceğimi tahmin etmezdim…

 

Alaçatı’da diğer ilgimi çeken mekan ise 3046.  sokaktaki Valör Sanat Galerisi oldu.

Bir gün önce önünden geçerken etkileyici Atatürk Portreleri gözüme çarpmıştı. Bu portreleri çizen ressam Remzi İREN’miş. Araştırırken galeride Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun da eserleri olduğunu öğrendim. Bu arada bu galeriyi Google Map’e ben ekledim. Umarım faydasını görürler.

 

Alaçatı’daki son günümüzde denize girmek için tavsiye üzerine İzmir Sheraton’ın yanındaki plaja gittik.

Birçok insanı mutlu edecek haber: Su çok sıcak!

Meğerse rüzgarın kuzeyden estiği sahillerde su sıcaklığı yüksek olurmuş.

Midyeciler için öneri bu sahilin arka sokağında Enginarlı Midye satan bir yer var. Tadı güzel.

 

Aslında son gece Alaçatı’yı tam olarak anladığımı düşünüyorum.

 

Akşam yemeği için Hacı Memiş’teki Lavandin’de yer ayırdık. Çalışanları çok cana yakın.

Peynir ve peynir tabanlı her şeyi çok seven ben burada sunulan Paşa Mezesi’ne vuruldum. Paşa mezesi Kopanisti diye bir peynir ile yapılıyormuş. Bu peynir genel olarak Çeşme ve hemen karşı komşusu Sakız Adası’nda çok üretiliyormuş ve araştırırken dünyanın en kötü kokan tatları arasında gösterildiğini öğrendim.

Kopanisti peynirini Alaçatı’da yaşayan Rum bir hanımefendiden alıyorlarmış.

Kötü kokabilir ama tadına laf söyletmem!

 

Yemekten sonra sokaktaki antikacıları gezdik.

Bazıları kendine has koleksiyonlar oluşturmayı tercih ederken bazıları ilgisini çeken objeleri istiflemiş.

Çok kaliteli dükkanlar var.

Alaçatı’ya geldiğim ilk gün rastladığım mezata katılıp katılmadıklarını sorduğumda aynı derneğe üye olmalarına rağmen mezatı düzenleyenin “kendince” bir şeyler yapmaya çalışarak tüm antikacılara zarar verdiklerini düşünmekteler.

Bu arada mezatçılarının bizim Balat’taki meslektaşlarından öğrenecekleri çok şey var.

 

Kanımca Alaçatı’yı bu kadar konsept hale getiren bir ortaklık var aslında.

 

Türkiye’de bir tatil beldesine gittiğinizde pansiyon sahipleri genel olarak yerli halk fakat Alaçatı’da yerli halk mülklerini elden çıkarmışlar ve zevk sahibi işletmeciler buranın yeni sahipleri olmuş.

 

Gelelim ortaklığa…

 

Meşhur Alaçatı mimarisi ile antikacılar ve zevk sahibi mekan sahipleri buluşunca eşi benzeri olmayan bir uyum ortaya çıkmış.

 

İlk defa geldiğim Alaçatı Türkiye’deki favori tatil mekanımdır.

 

Beklentilerimin üzerinde güzel bir yer olan Alaçatı’ya tekrar gelmek için sabırsızlanıyorum.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir